Okulların anne- babaları kandırdığı 3 şey



Okullar eğitim yuvaları olmalarının yanında aynı zamanda birer ticaret alanıdır. Artık bir çok okul öğrencinin anne babasını ebeveyn olmaktan çok "müşteri" olarak görmektedir. Eğitimciler bu kavramları farklı yorumladıkları için ikiye ayrılmış durumdalar. Okulları birer işletme olarak gören müdürler , anne ve babalara müşteri gibi davranıp her taleplerini yerine getirerek satış taktikleri uygulayarak eğitimden uzaklaşabilirler. Diğer gruptaki müdürler ise eğitimci ruhlarını koruduklarından ebeveynin taleplerini değil, çocuğun üstün yararını düşünür.

Veliler olarak dikkat etmeniz gereken ayrıntı ise buradadır. Talepleriniz gerçekleşmediğinde o okula tu kaka demek yerine sebepleri üzerine düşünmelisiniz. Belki sizin uzmanlık alanınız olmayan bir konuya yıllarını vermiş bir eğitimci sizin göremediklerinizi görüyor size gerçekleri anlatmaya çalışıyordur.
Gelelim sizi müşteri gibi gören okulların sizi kandırabilecekleri konulara:

1. "Şu kadar saat İngilizce dersi yapıyoruz" 

 Yabancı dil öğretimi konusunda bir çok uzmanında dile getirdiği gibi dil öğrenimi sadece derste yapılmaz. Yaşayarak öğrenilir dil. Yani bir okulda 30 saat İngilizce dersi yapılsa da, bu, o okulun dil öğretiminde üstün bir okul olduğunu göstermez.

Tabiki bu konuda iyi bir okul olabilir, bunu anlamak için de şu soruları sormalısınız;


- Yabancı dil öğretimini nasıl yapıyorsunuz?
- Kaç yıldır yabancı dil öğretimi yapıyorsunuz?
-Öğretmenlerinizin bu konbudaki geçmişi nedir? Çevirmenlikten mi geliyorlar, hangi yaş grubuna eğitim vermeye alışıklar? Öğretmen lisansları var mı, sadece sertifikaları mı var?
- Yabancı dil öğretimi anlarında Türkçe konuşuluyor mu?
- Etkinlik bazlı yabancı dil öğretimi mi var, ders anlatımı bazlı bir sistem mi var?

Bu ve benzeri soruların yanıtları çok önemli. Çünkü 30 saat yabancı dil görmek o dili öğrenmemizi sağlamaz. O dili kullanmak durumunda kalmak, yabancı dilin kullanıldığı etkinliklerin içinde yer almak, tema bazlı eğitim programlamak her zaman daha avantajlı ve kalıcıdır.
Yıllarca İngilizce dersi aldığı halde konuşamayan bireyler yetiştirildi yıllarca, sebebi İngilizce'nin tenselerle öğretilmesiydi. Çok iyi yazan ama konuşamayan öğrenciler yetişti sistemde. Kendini ifade etmeye gelince hep zorlandı öğrenciler çünkü  tüm derslerin yerine İngilizce yapılıyordu must ve have to nun örnekleri üzerine çalışıyorduk ama bir kompozisyon yaz dendiğinde zorlanıyorduk. Bu yüzden dikkat ediniz, ders saatleri,ne değil verimli ders saatine göre karar veriniz.

2. "Akademik olarak destek vermek için etüt yapıyoruz"

Etüt kavramı okuldan okula değişir. Etüt demek zaten günde 8 ders yapmış bir öğrenciye 9. dersi yaptırarak ona eziyet etmek olmamalıdır. Özellikle de bu "etüt" tüm sınıfla birlite yapılıyorsa, normal derste konuyu anlayamayan bir öğrenciye hiç bir katkısı olmayacaktır.
Bu durumda soracağınız soru ise;
- Etütler kaç kişilik?
- Etütlerde anlatılacak konu ya da etkinlik ya da çalışma neye göre belirleniyor?

Bazı öğrenciler bireysel çalışırken daha fazla verim alır. Öğretmen öğrencilerinin öğrenme stillerini belirliyorsa, öğrencilerini buna göre küçük gruplar şeklinde düzenleyip onlara göre etkinlik ya da çalışma hazırlıyorsa bu etüt en iyisidir.
Çocuğunuzun zaten uzun olan okul saatlerinden sonra okulda etütlere kalmasına izin vermeyin, çocuğunuza eziyet etmeyin, edilmesine izin vermeyin.
Her çocuğun oyun oynamaya, okuldan sonra kafasını  boşaltmaya ihtiyacı vardır. Ancak gereği kadar dinlenmiş bir zihin başarılı olacaktır.


3. "Öğretmenlerim adına söz veriyorum"


Öğretmenimiz kesinlikle 4. sınıfın sonuna kadar burada,
Öğretmenimiz asla onları yalnız bırakmaz,
Yemek yedirir,
Altını değiştirir,
Her öğrenciyle her ders birebir ilgilenir.
Her öğrenciye eşit söz hakkı verir.

Bunlar için söz vermek imkansızdır. Tabiki tüm öğretmenler her çocuk için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışacaktır. Fakat bir öğretmenden çocuğunuza yemek yedirmesini, çocuğunuzun altını değiştirmesini bekleyemezsiniz. Eğer çocuğunuz tek başına tuvalete gidemiyorsa okula hazır değil demektir. Yemek yemeyi ise bir yetişkin yedirdiği sürece öğrenemeyecektir.
Eşit söz hakkı vermek gibi konular ise ölçümü yapılamayacak anlardır, bu konu hakkında söz vermek anlamsız olur.
Öğretmenin özel hayatı için yaptığı planlar ya da sağlık durumu, işini etkileyebilir ve sınıfını bitiremeden okuldan ayrılabilir.


Dikkatli olunuz, soru sormaktan çekinmeyiniz. Ve unutmayınız ki her çocuk için tek doğru yoktur.

Sevgiler



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"OKUL" hakkında bilinmesi gereken 5 şey

Anaokulu mu? 1. sınıf mı? Çocuğunuzu hangisine göndermek daha doğru?